Türkmenler Asimilasyon Tehlikesiyle Karşı Karşıya

Irak’ta Güncel Gelişmeler ve Türkmenlerin Geleceği konulu bir konferans gerçekleştirildi. Ahi Evran Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Kürşad Zorlu’nun sunumuyla gerçekleşen programda sistematik olarak göçe zorlanan Türkmen soydaşlarımızın yaşadığı trajediler ve çözüm önerileri tartışıldı. Kongre Kültür Merkezinde düzenlenen programa Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kemal Polat, Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Fatih Köksal, Emniyet Müdürü Fahri Bulut, Göç İdaresi Müdürü Bülent Sadal, kamu kurum kuruluş temsilcileri ve kalabalık bir izleyici grubu katıldı.

Terör ve Soydaşlar Konusunda Partilerüstü Olunmalı

Türk dünyası ile ilgili çok sayıda makale ve bilimsel çalışma gerçekleştiren Dr. Kürşad Zorlu; sunumunda ülke olarak zor bir dönemden geçtiğimizi ifade ederek ‘’Tarihsel süreç içerisinde hiç ara vermeden devlet yaşamını sürdürmüş bir milletin evlatları olarak; bir kez daha bize yönelen saldırılarla mücadele etmenin sorumluluğu ile karşı karşıyayız. Ülkemizi kuşatan terör örgütlerinin iç sistemimizde meydana getireceği tehlikelerle yüzleşirken bir yandan da küresel güç mücadelesinin ortasında, geleceğe yürüyebilme mücadelemiz devam ediyor.’’ dedi.

ırak

Terör ve soydaşlar meselesinde partilerüstü olmak zorunluluğunun altını önemle çizen Dr. Zorlu; Irak Türkmenlerinin özbeöz Anadolu Türkleri olduğunu söyledi.

Irak Türkmenleriyle ilgili istatistiki bilgiler veren Zorlu; işgalden önce Irak nüfusunun yüzde 14’ünün Türkmenlerden oluştuğunu bu rakamım 3 buçuk milyona tekabül ettiğini belirtti. Türkmenlerle ilgili çok şeyin değiştiğini, birilerinin bir yerleri işgal ettiğini, köprünün altından çok sular aktığını belirten Zorlu; ‘’ Bizim en büyük sorunlarımızdan bir tanesi belki de birlikte olmayı başaramamamızdır. Bizler artık bunu sonlandırmak zorundayız; ama bunu hamasetle yapamayız, dünün okumalarıyla da yapamayız.’’ ifadelerini kullandı.

Türkmenler Asimilasyon Tehlikesiyle Karşı Karşıya

Yüz yıllık süreç içerisinde Irak coğrafyasında en çok yerlerinden edilmiş, katliama uğramış, hakları ellerinden alınarak gasp edilmiş kesimin Türkmenler olduğunu söyleyen Doç. Dr.  Zorlu; Türkmen coğrafyasının asimilasyon süreciyle de karşı karşıya olduğunu kaydetti. Zorlu; ‘’Irak’ta savaş sonrası nüfus dağılımına baktığımızda Türkmenlerin ülkenin hemen her yerine dağılmış durumda olduğunu görüyoruz. Asimilasyonun en önemli zemininden bir tanesi küçük parçalar haline getirerek yutmaktır. Türkmenler şu anda böyle bir tehlikeyle karşı karşıyadır.’’ dedi.

Asimilasyon sürecinin ilk olarak Saddam Hüseyin döneminde ülkenin Araplaştırma politikasıyla yapılmaya çalışıldığını belirten Zorlu; 2003 ABD işgaliyle ikinci asimilasyon dalgasının başladığını bunun da Barzani eliyle elde edilmeye çalışıldığını söyledi.

ırak4

Türkmenleri Göçe Zorladılar

2003 işgalinden önce Kerkük’ün yaklaşık 800 bin nüfusu olduğunu kaydeden Dr. Zorlu; bu nüfusun yüzde 50’sinin Türkmenlerden diğer yarısının da Arap ve Kürtlerden oluştuğunu; ilerleyen 15 yıllık süreç içerisinde ise bu rakamların tam tersine dönerek yaklaşık bir milyonlu nüfuslu Kerkük’ün nüfusunun yüzde 50’sini Kürtlerin, diğer yarısının ise Arap ve Türkmenlerden oluştuğunu kaydetti.

Demografik yapıdaki bu değişimin nasıl yapıldığını da açıklayan Zorlu; ‘’Hizmet götürmeyip insanları göçe zorladılar. Kuzey Irak(Erbil, Duhok, Süleymaniye)’tan belirli teşviklerle belirli ücretler ödenerek buraya insanlar gelip yerleştirildiler. Bir süre sonra da Kerkük’te hak iddia etmeye çalıştılar.’’ cümlelerini kaydetti.

ırak3

Enerji, Kürt Devleti ve İsrail

Dr. Zorlu sözlerini şöyle sürdürdü:

‘’Bugün Irak Türkmenlerinin karşılaştığı sorun esasında BOP’un (Büyük Ortadoğu Projesi) üç ayağından birini teşkil ediyor. Bir; enerji kaynaklarının ele geçirilerek küresel emperyalizmin ve kapitalizmin hizmetine sunulması; ikincisi; orada oluşturulacak bir uydu devlet yani Kürt Devleti ve üçüncüsü İsrail devleti.

Tarihi bir dönem yaşıyoruz, ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesi, sahada Türkiye’nin de odağında olduğu bir oluşumun dağıtılması, yeni terör gruplarının üretilmesi ve gruplar üzerinden İsrail projesinin tahkim edilmesi gibi bir hedefle karşı karşıyayız.

Bu durum karşısında İslam ülkelerinin içerisinde bulunduğu durum bizleri elbette çok üzüyor. Türkiye dışında hiçbir İslam ülkesi samimi bir duruş göstermiyor.

Türkiye çabalıyor; Balkanlarda, Orta Asya’da, Kafkaslarda Türklük adına gönül coğrafyamızın olduğu her yerde Türkiye var. Gittiğim yerlerde bizzat şahit oluyorum Türkiye okul yaptırmış, su kuyusu açtırmış, hastane yaptırmış.

Biz hep şunu söyledik; 'Irak’taki Türkmenler, Suriye’deki Türkmenler burada ne kadar güçlülerse orada Türkiye de o kadar güçlüdür' dedik.

Türkmenler ülkesinin en tahsil görmüş kesimidir. Sanatıyla, kültürüyle medeni bir kesimdir. Başkaları gibi birtakım kantonlar, özerk yapılar peşinde koşmamışlardır. Her zaman ülkelerinin bütünlüğü çerçevesinde mücadele etmişlerdir. Bu duruşlarında Türkiye’nin de etkisi vardır; çünkü bizim gibi ülkeler uluslararası hukuk çerçevesinde başka bir ülkenin toprak bütünlüğüne saygı gösterirler.

Türkiye’de 170 bin civarında Türkmen soydaşımız kamplarda hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Sizlerden ricam Suriye’den, Irak’tan gelen bu soydaşlarımızı biraz daha farklı değerlendirmemiz gerekiyor. Sadece yardımlarla değil, onlarla iç içe olarak, kendi ülkelerinde yaşadıkları gibi olmasa da huzur içerisinde yaşayabilmelerini sağlamamız gerekiyor.

Ülkemizdeki 3 buçuk milyon Suriyeli içerisinde ülkesine en çok dönmek isteyenler Türkmenlerdir. İç savaş sürecinde bir gecede topraklarını bırakıp geldiler. Bizim yapmamız gereken de işgal sonrası onların topraklarına dönmelerini sağlayacak projeler üretmektir. Biz Türkmen soydaşlarımızı öncelikle burada olabildiğine kollayacağız, psikolojilerinin zarar görmemesi için ciddi bir süreç meydana getireceğiz sonra onların ülkelerine dönmelerini sağlayacağız.

Türkmenlerin ülkelerinde eşit yaşayabilecekleri bir bütünlüğün parçası olmalarını sağlayacağız. Bunu sağlayamazsak terör koridorunda Türkiye, büyük sıkıntılar yaşayacaktır. Çünkü amaçları Ortadoğu’dan enerji sahalarından bağı koparılmış bir Türkiye meydana getirilmektir.

Türkiye, Türkmen soydaşlarımızı bir arada tutacak iradeyi mutlaka ve mutlaka göstermelidir.’’

ırak3

Soru cevap kısmıyla devam eden program sonrası Doç. Dr. Kürşad Zorlu adına dikilen fidanın koordinatlarının yer aldığı sertifika kendisine takdim edildi.

 

 

 

Amasya Üniversitesi

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü