Öğretmen Okulları 170 Yaşında

Öğretmen Okullarının kuruluşunun 170’inci yılı anısına üniversitemizde bir panel düzenlendi. Doktor Öğretim Üyesi Hüsniye Mayadağlı’nın yönettiği panele Doç. Dr. Emine Altunay Şam ile Doktor Öğretim Üyeleri Turgut İleri ve Mehmet Ali Bahar konuşmacı olarak katıldı. Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen panele öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.

Öğretmen Okulları 170 Yaşında 01

Yeni Neslin Muhafızları Öğretmenler Olacaktır

Öğretmen okullarıyla ilgili bilgi veren Panel Başkanı Mayadağlı; ‘’II. Mahmut döneminde, 1838 yılında, çocukların “rüşt” (erginlik) yaşına kadar okuyabilmeleri için ortaokul düzeyinde rüştiyeler açıldı. 16 Mart 1848 tarihinde rüştiyelere öğretmen yetiştirmek üzere üç yıl süreli Darül Muallimin-i Rüşdi adını taşıyan bir okulun kurulduğunu görüyoruz. İşte bu tarih, öğretmen okullarının ilk kuruluş tarihi olarak kabul edilmektedir. Günümüzde, öğretmen okullarının kuruluş yıl dönümleri düzenli olarak kutlanmaktadır. Bu düzenli kuruluş yıldönümlerinde artık 16 Mart’lar, öğretmen yetiştirmede karşılaşılan yetersizliklerin ve yaşanan sorunların konuşulduğu, tartışıldığı; geçmişteki başarılı modellerin hatırlandığı, anıldığı, zaman zaman o modellere duyulan özlemin dile getirildiği; ya da “öğretmen yetiştirme” programlarıyla ilgili yeni önerilerin, iyileştirilmelerin gündem yapıldığı günler olmuştur. Ülkenin ihtiyacı olan fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlarının; yeni neslin bu nitelik ve kabiliyette yetiştirilmesi öğretmenlerle olacaktır.’’ dedi.

Cumhuriyet Öncesi Dönem Sonraki Döneme Işık Tutmuştur

Cumhuriyet öncesi dönemde Amasya’daki eğitim kurumlarının durumuyla ilgili bilgi veren panelin ilk konuşmacısı Dr.Turgut İleri; dönemin Milli Eğitim Bakanlığı işlevini gören Maarif Vekaletinin taşra için uygulamaya koyduğu faaliyet programının Amasya sancağında da asgari ölçüde uygulanmaya çalışıldığını söyledi.

Dönemin modern eğitim kurumları olarak iptidai(ilkokul), rüştiye(ortaokul) ve idadilerin(lise) olduğunu kaydeden İleri; bu okulların yanı sıra klasik eğitim kurumları olarak medreselerin de eğitim vermeye devam ettiklerini ifade etti.  

Her türlü yoksulluğa, eksikliğe rağmen iptidai, rüştiye ve idadilerin ders programlarında ve öğretim kadrolarında yapılan düzenlemelerle muntazam birer eğitim öğretim kurumlarına dönüştürülmeye çalışıldığını kaydeden İleri; Cumhuriyet öncesi Amasya’nın durumunu ise şu sözlerle özetledi.

‘’20.yy başlarından Cumhuriyet öncesi döneme kadar eğitim öğretim alanında yapılan çalışmalar yürütülen politikalar imparatorluğun takip ettiği genel eğitim politikalarına uygun olarak Amasya sancağında da yürütülmüştür.

1921 yılında Amasya’daki öğretmen sayısı 88’dir. Bu öğretmenlerin mezuniyet kaynağı ise yedi tanesi darülmuallimin, on beş tanesi medrese kökenli, 66’sı  ise ilkokul mezunudur.

Türk ve Müslüman okullarının sayısı 82; genel okullar oranı içerisinde gayrimüslim okulları oranı ise yüzde 54’tür. Bu kadar yüksek oranda açılmış olmalarının  nedeni Ermeni ve Rumlara verilen çeşitli haklar doğrultusunda okullaşmalarıdır.

Eğitim öğretim alanında yapılan çalışmalar ve takip edilen eğitim siyaseti devrinde çok büyük başarıya ulaşamamıştır; ancak sonraki dönemlere ışık tutmuştur. Cumhuriyet’in ilanından hemen sonra ise öncelikli vazifelerden biri eğitim olmuştur. Bu doğrultuda köklü yenilikler düzenlemeler yapıldı ve eğitim konusu üzerine hassasiyetle duruldu.’’

Misyonerlerin Amacı Osmanlı Devleti’ni Yıkmaktır

Doç. Dr. Emine Altunay Şam yaptığı sunumda Merzifon Amerikan Koleji ve kolejin azınlık hareketlerindeki  rolünü dinleyicilerle paylaştı.

Osmanlı İmparatorluğu üzerinde emperyalist hayalleri olan devletlerin 18. yy’dan itibaren azınlıklara yönelik misyonerlik faaliyetlerinde bulunduklarını kaydeden Şam;  misyonerlerin görünürdeki amaçlarının Hristiyanlığı yaymak olduğunu; ama asıl hedeflerinin ise Osmanlı Devletini siyasi, coğrafi, sosyal ve ekenomik açıdan sömürmek olduğunu kaydetti.

Azınlıkların kendi irade ve istekleriyle yabancılarla iş birliği yaptıklarını söyleyen Şam; azınlıkların Batılı güçlerin desteğiyle açtıkları kurumlarda Osmanlı Devletine karşı eylem hazırlıklarına giriştiklerini belirtti.

Osmanlı vatandaşı katoliklerin Fransa, İtalya ve Avusturya tarafından; protestanların İngiltere, Almanya, ABD tarafından; Ortodoksların ise Rusya tarafından himaye edildiğini söyleyen Şam; "Ermeni meselesi büyük devletlerin Osmanlı Devletini parçalama onun toprakları üzerinden kendine bağımlı devletçikler kurmak için sahneye koydukları en önemli meselelerinden birisidir. Bu devletlerin azınlıkları himaye etmek, etkilemek ve yanlarına çekmek için kullandıkların faaliyetlerden bir tanesi eğitimdir. Yabancılar tarafından Osmanlı sınırları içerisinde ilk açılan okulu 1583 yılında Fransa yapmıştır. Osmanlı devleti üzerindeki nüfuzunu arttırmak isteyen bir başka devlet de ABD’dir. 1839 Tanzimat Fermanı, 1856 Islahat Fermanı imzalanarak hürriyet hakları bahanesiyle Osmanlı Devleti üzerindeki faaliyetlerini arttırmışlardır.’’ dedi.

Amerikan okullarının ilkinin ise 1824 yılında açıldığını, 1886 yılına gelindiğinde bu okulların sayısı dört yüze ulaştığını kaydeden Dr. Şam; ‘’Amasya da azınlıkların faaliyet gösterdiği yerlerden biri olmuştur. Bölgedeki en dikkat çekici okul Merzifon Amerikan Koleji’dir. 1863’te Amerikan Ruhban Okulu olarak açılmıştır. 1881’de okul düzeyine, 1886’da kolej düzeyine yükseltildi. Kolej, farklı din ve mezheplere ait öğrencileri barındırıyordu. Aralarında Rus ve Türk öğrencilerin de olduğu  koleje Anadolu’nun her yerinden öğrenci gelmiştir. 1886-1921 arasında eğitim öğretim gören öğrenci sayısı 320 civarındadır. Öğrenci çeşitliliği öğretmen dağılımında da görülüyor; zira Ermeni ve Rumların yanı sıra Amerikalı öğretmenler de var. Buradan mezun olan öğrenciler kendi cemmatlerinin aydın kişleri olarak Osmanlı Devleti içinde bağımsızlık fikrini yaymaya başlamışlardır.’’  cümlelerini kaydetti.

Öğretmen Okulları 170 Yaşında 03

Mehmet Zeki Ketani Vatan Uğruna Şehit Oldu

Merzifon’da neden bir Amerikan Koleji açıldığına cevap arayan bir diğer konuşmacı Doktor Öğretim Üyelerimizden Mehmet Ali Bahar; bunun nedenini ‘’Amerikan ve Ermenilere göre bağımsız bir Ermenistan kurulmak istendiğinde ve merkezi Erzurum olarak düşünüldüğünde, İstanbul ve Erzurum arasındaki orta noktanın Merzifon olduğunu görüyoruz. Merzifon İstanbul’a ve Erzurum’a eşit mesafededir. Zira misyonerlerin öncelikli hedefleri dini yaymak ise de nihai hedefleri Osmanlı Devletini yıkmaktır. Bu doğrultuda 1861 yılından itibaren dini alandan çıkıp eğitime alanına odaklanıyorlar.’’ sözleriyle açıkladı.

1963 yılında açılan Merzifon Amerikan Kolejine Türk öğretmenlerin giremediğini söyleyen Dr. Bahar; ilk defa 1920 yılında iki Türk öğretmenin göreve başladığını bu öğretmenlerin ise Mehmet Zeki Ketani ile İsmail Şefket Bey olduğunu ifade etti.

Merzifon Amerikan Koleji 8 Eylül 1920 yılı öğretmen kadrosunu da dinleyicilerle paylaşan Bahar; kolejde dört Amerikan, üç Ermeni, dört Rum, birer Rus ve İsviçreli ile iki Türk öğretmenin olduğunu kaydetti.

Öğretmenlerin maaş dağlımını da paylaşan Bahar; Fransızca ve Ermenice öğretmenlerinin maaşları 44 dolar, Rumca ve fizik öğretmenlerinin 26 dolar, matematik öğretmeninin 22 dolar, Türkçe öğretmenlerinin maaşının ise 13 dolar olduğunu söyledi.

Kolejin Ermeni ve Rum öğrencilerinin 2. Meşruyiyetin getirdiği haklardan faydalanarak Merzifon’da ilk özel gazeteyi çıkardıklarını belirten Bahar; öğrencilerin cemaatlerinin fikirleri doğrultusunda yayınlar yaptıklarını kaydetti.

Merzifon Amerikan Kolejinin din alanındaki söylemlerinin halk tarafından pek rağbet görmediğini; fakat sağlık alanında yaptıkları hizmetlerle oradaki yerel halkın gönlüne sızdıklarını belirten Bahar; yerel halkın kolejde tedavi olmak istediğini söyledi.

Bahar; ‘’İlk dikiş makinesi, ilk telefon, ilk baskı makinesi, ilk asansör ve ilk tarım aletlerini halk orada görüyor. Patatesi, domatesi orada görüp, tarımını yapmaya başlıyor.’’ dedi.

1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa’nın bu okulun faaliyetlerinden şüphelenerek çok sıkı bir şekilde takip edilmesi konusunda talimat verdiğini kaydeden Bahar; lobi faaliyetleri güçlü olan Kolejin, Atatürk’ü  Amerika ve Osmanlı mercilerine şikayet ettiklerini de sözlerine ekledi.

Merzifon Amerikan Koleji  vasıtasıyla bölgedeki Rum azınlığı harekete geçirip Pontus Devleti’ni yeniden canlandırmak ve kurmak hevesindekilerin 12 Şubat 1921’de okulun Türk öğretmenlerinden Mehmet Zeki Ketani’nin şehit etmesi olayına da değinen Bahar; Mehmet Zeki Ketani’nin okulun gizli faaliyetlerini ve okuldaki cephanelerin yerini Ankara hükümetine bildirdiği gerekçesiyle pontusçu öğretmenler ve öğrenciler tarafından ağır işkencelerden geçirilerek şehit edildiğini ifade etti. Bu olay üzerine Atatürk’ün bölgedeki birlikler buraya kaydırdığını kaydeden Bahar; bu olaydan sonra 1920’de okullun faaliyetlerine son verildiğni belirtti. Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen  ve ülkedeki bütün eğitim kurumlarının Maarif Vekaletine (Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığına) bağlanmasını öngören yasanın çok önemli olduğunu kaydeden Bahar, ‘’Atatürk’ün daha Kurtuluş Savaşı devam ederken eğitim öğretime bu kadar önem vermesinin gerekçelerinden birisi de budur. Bir öğretmenin en önemli vazifesi vatanını sevmek, sevdirmektir. Zeki Ali Bey bu yüzden şehit oldu. Günümüzde de öğretmenlerimiz vatan uğruna şehit oluyor. Geleceğimiz olan siz gennçlerden tek dileğimiz vatana sahip çıkmanızdır.’’ dedi.

Konuşmacılara teşekkür eden Panel Başkanı Mayadağlı; Atatürk’ün “Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da milleti esaret ve sefalete terk eder.” sözünü haırlatarak ‘eğitim’ olgusunun ne kadar önemli olduğunu günümüzde de acı tatlı olaylarla her gün şahit olduğumuzu ifade etti.

Öğretmen Okulları 170 Yaşında 02

Panel sonunda Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Kemal Polat katılımcılara teşekkür ederek teşekkür sertifikalarını takdim etti.

 

Amasya Üniversitesi

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü