Atatürk Olmadan ‘Çanakkale’ Anlatılamaz

Sosyal Bilimler Kulübü tarafından düzenlenen programda Çanakkale Savaşları ve Türk Milletinin çıkarması gereken dersler ve yine aynı program kapsamında Türkiye’de çocuk hakları konusu ele alındı. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinden Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yahya Akyüz; ‘’Çanakkale Savaşı ve Türk Milletinin Çıkarması Gereken Dersler’ başlıklı bir sunum yaparken; Ufuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emine Akyüz ‘Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’de Çocukların Korunmasına Bir Bakış’ başlıklı bir sunum yaptı. Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Telhat Özdoğan, Kulüp Akademik Danışmanı Dr. Gönül Türkan Demir’in de katıldığı programa ilgi yoğundu.

Atatürk Olmadan ‘Çanakkale’ Anlatılamaz 01

Çanakkale Savaşını Kazanan Hiçbir Savaşta Yenilmez

Harita ve görsellerden faydalanarak yaptığı sunumda Prof. Dr. Yahya Akyüz Çanakkale Savaşından kalan şarapnel parçalarını da dinleyicilere gösterdi.

Prof. Dr. Akyüz savaşla ilgili şu detayları verdi:

‘’İngiltere, kendi donanması karşısında Osmanlı’nın asla duramayacağını düşünüyor. İngiltere’nin çok güçlü donanmaları var, bu donanmayla her yere gidebileceğine ve orayı ele geçirebileceğine inanıyor.

Çanakkale Savaşı önce deniz savaşlarıyla başlamıştır; çünkü kara savaşlarının zor olacağı düşünülüyor. İngiltere donanmasıyla İstanbul’a gidecek, padişah Anadolu’ya kaçacak ve ülke ikiye bölünecek; Osmanlı Devleti de ortadan kaldırılacak. İngiltere hem kendi kamuoyunu hem de dünya kamuoyunu böyle bir savaşa ikna etmek istiyor, bunu için ‘Osmanlı Devleti adaletsiz, sömürgeci bir devlettir. Osmanlı, Roma ve Yunan uygarlıklarının üzerine oturmuştur. Osmanlı buraları ele geçirmekle gasp etmiştir. Onu yok etmek için yapılan savaş haklı bir savaştır’ propagandasını yaymaya çalışıyor.

Bir taraftan İngiltere ve Fransa Çanakkale’yi geçip İstanbul’a gitmek isterken bir taratan da Rusya Kafkaslar’da Osmanlı’ya karşı bir harekât başlatıyor.

Atatürk Olmadan ‘Çanakkale’ Anlatılamaz 02

18 Mart günü İngilizler Boğaz’a girecekler; zaten öncesinde de her yeri bombalamışlar, Boğaz’daki mayınları da temizlemişler. Nasıl olduysa Nusret Mayın Gemisi yirmi kadar mayını görünmeden tekrar Boğaz’a döşüyor. Boğaz’ın akıntısı yukarıdan Ege’ye doğru olduğundan bu mayınlar aşağılara doğru sürükleniyor. İngiliz ve Fransız gemileri bu mayınlara çarparak büyük kayıplar veriyorlar. Mayına çarpan bir Fransız gemisi atmış saniyede 600 gemiciyle birlikte Boğaz’a gömülüyor. Birçok düşman gemisi batıyor ya da yaralanıyor. Seyit Onbaşı gibi kahramanların burada rolü çok büyük.

Fransız ve İngiliz Kara Kuvvetleri Başkumandanı İngiliz General Hamilton Çanakkale Boğazı’nı geçemeyeceğini anlayınca geri çekiliyor. Hamilton’un Gelibolu Yarımadası’nı ele geçirmeye karar vermesiyle ‘kara savaşları’ başlıyor. Bu amaçla Kumkale, Seddülbahir ve Arıburnu’na çıkarma yapıyorlar.

Hamilton anılarında diyor ki; ‘Bu sahilleri topa tuttuk, taş taş üstünde bırakmadık; ama bir türlü askerlerimiz denizden karaya çıkmayı başaramadı.’ Sebebi de Yahya Çavuş ve atmış kadar arkadaşının karaya çıkan düşman askerini yakın mesafeden etkisin hale getirmesidir. Ama gece olup karanlık çökünce düşman askeri karaya çıkmayı başarıyor. 6 bin İngiliz askeri burada ölüyor.

Savaş gemisinden telsizle savaşı yöneten Hamilton İngiliz askerleri karaya çıkınca günlüğüne şu satırları yazıyor: ‘’Adamlarım karaya çıktı ve çıkmaya da devam edecekler. Onları ateş altında, can pazarında bıraktım. Şimdi ben ne yapmalıyım? Ben şimdi uyuyacağım, uyumak zorundayım. Belki karaya çıkan askerlerimin hepsi ölecek, İngiltere’yi bir daha göremeyecekler, Uyuyacağım ben şimdi.‘’

Kumkale, Seddülbahir, Arıburnu’na güç de olsa düşman orduları çıkmayı başarıyor; aslında başaramamaları lazım, ama Alman Ordusu Komutanı Liman Von Sanders buralardan çıkarma yapılacağını tahmin etmiyor. Oysa Atatürk bunu tahmin etmiş ama Sanders’e söz geçirememiştir.

Atatürk Olmadan ‘Çanakkale’ Anlatılamaz 03

Son zamanlarda çok tartışılan bir konu var. Atatürk’ün Çanakkale de yeri var mı? Olmaz mı? O, olmadan Çanakkale Savaşı anlatılamaz. Mustafa Kemal Çanakkale Savaşı’nda askerlerine şöyle sesleniyor:

‘’Hiçbirimiz istirahat ve uyku aramayalım, eğer istirahate çekilir ve gevşersek inanın Türk milleti ebediyen uyku içinde bırakılır. Kesinlikle uyumak diye bir şey yok!’’ Hamilton ‘uyumalıyım’ demişti, kaybedenler de onlar oldu.

Atatürk savaşın şiddetini şu sözlerle anlatıyor:

‘’Karşılıklı siperler arasında mesafe sekiz metre. Ölüm kesin, birinci siperdekiler hiçbiri kurtulmamacasına düşüyor. İkinci siperdekiler onların yerine geçiyor. Fakat ne kadar gıpta edilecek soğukkanlılıkla, tevekkülle öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor. Hiçbir yılgınlık göstermiyor. Sarsılmıyor, okuma bilenler ellerinde Kur’an-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur.' ‘

Düşman önce bizi birbirimize kırdırır; sonra gelip bizim toprağımıza yerleşir. Çanakkale Savaşları sırasında Batı’da yapılan propagandalarda ‘Türleri Asya’ya gönderelim’ diye sloganlar üretilmiştir. Bizi Anadolu’ya değil Asya’ya göndermek istiyorlar. Mehmet Akif’in dediği gibi Batılılar sadece zengin ve güçlüye değer verirler. Bizler zengin olmalıyız, güçlü olmalıyız, birbirimize zarar vermeliyiz ki yenilmeyelim.

Kuvayı Milliye de Çanakkale’deki başarıyı kaynak alır; Çanakkale’de başaran başka hiçbir savaşta yenilgiyi kabul etmez.  Gençler bir şeyi bırakır, çalışmazsanız ana dilinizi bile unutursunuz.’’

Çocuğun Kendine Özgü Hakları Vardır

Ufuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emine Akyüz ‘Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’de Çocukların Korunmasına Bir Bakış’ başlıklı bir sunum yaptı.

Atatürk Olmadan ‘Çanakkale’ Anlatılamaz 04

Akyüz; ‘’Günümüzde çocuğa bakış açısı değişme yolunda olsa da yetişkinler hâlâ çocukların farklı ölçüleri, kendilerine özgü gereksinimleri ve hakları olduğunu genellikle düşünmezler. Oysa çocuk küçük olsa da kendi bütünlüğü olan kusursuz bir varlıktır. Çocuk asla tamamlanmamış bir yetişkin değildir. Çocukluk ise, onun bedensel, fikirsel, duygusal, sosyal, kültürel ve ahlâkî gelişiminin eşsiz bir evresidir. Ne var ki, toplumda çocuğun kendine özgü hakları ve gereksinimleri konusunda yeterli bir bilinçlenme bulunmadığı için bunların uygulamaya geçirilmesi gerçekleşememektedir. Yetişkinler çocuğun kendi özelliklerinden doğan gereksinimlerine, haklarına saygı göstermelidirler. Bunun için çocuğu tanımalı ve onun mutlu olacağı, çocukluğunu doyasıya yaşayacağı bir dünya oluşturmak için samimî olarak çaba harcamalıdırlar. Yetişkinlerin böyle bir tutum kazanabilmeleri için çocuğun haklarını öğrenmeleri ve bunları uygulamaya koymaları gerekir. Çocuğun “kendine özgü hakları” bulunduğu zamanla kabul edilerek bunlar sistemli olarak çeşitli ulusal ve uluslararası metinlerde yer almaya başlamıştır. Bu hakların incelenmesi, tartışılması ve öğretimi çok önem taşımaktadır. Özellikle ana babaların, hukukçuların, öğretmen adayı öğrencilerin, öğretmenlerin, politikacıların, hekimlerin, sanatçıların, çocuk kitapları ve oyunları yazarlarının, gazetecilerin çocukların sahip oldukları hakları bilmeleri, bu konudaki eksikleri gidermeye çalışmaları, çocukları ve haklarını korumak için çaba göstermeleri, toplumumuzun bugünkü ve gelecekteki mutluluğu için çok gereklidir.’’ dedi.

Atatürk Olmadan ‘Çanakkale’ Anlatılamaz 05

Program sonunda Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Telhat Özdoğan konuşmacılara teşekkür ederek fidan dikme sertifikalarını takdim etti.

 

Amasya Üniversitesi

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü